İran ile İsrail ve ABD arasındaki tansiyonun yükseldiği bir dönemde, Orta Doğu'da savaşın gölgesi giderek büyüyor. The Wall Street Journal'da yer alan çarpıcı bir habere göre, ABD'nin İran'a yönelik potansiyel askeri operasyonlarının stratejik hedeflerinden birinin, ülkenin petrol ihracatının kalbi olan Hark Adası'nı ele geçirmek olduğu iddia ediliyor. Bu stratejinin, İran'ı tek bir Amerikan askerini sahaya sürmeden dize getirebileceği öne sürülüyor.

'DESTANSI ÖFKE OPERASYONU'NUN ASIL AMACI
İran ve İsrail arasında karşılıklı misillemelerin sürdüğü bir atmosferde, ABD ve İsrail'in İran'daki askeri üslere yönelik saldırıları, İran donanmasına ait gemilerin batırılması ve yakıt depolarının hedef alınması gibi gelişmeler yaşanıyor. Bu noktada, "Operation Epic Fury" (Destansı Öfke Operasyonu) olarak adlandırılan operasyonun asıl amacının, Hark Adası'nı kontrol altına almak olduğu yönündeki spekülasyonlar giderek artıyor. Uzmanlara göre, adanın ele geçirilmesi, İran'ın petrol gelirlerini keserek devlet mekanizmasını ve güvenlik güçlerini finanse etmesini ciddi şekilde zorlaştırabilir. Zira petrol gelirleri, İran hükümet bütçesinin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Beyaz Saray danışmanı Jarrod Agen'in de İran'daki büyük petrol rezervlerinin "Tahran'ın elinden alınması" gerektiği yönündeki açıklamaları, bu stratejiyi destekler nitelikte.

HARK ADASI'NIN STRATEJİK ÖNEMİ VE KORUNMA DURUMU
Hark Adası, İran'ın Basra Körfezi kıyısından yaklaşık 25 kilometre açıkta bulunan, çorak bir arazi parçası olarak tanımlanıyor. Adanın, ABD'deki Manhattan'ın yarısından bile küçük olduğu belirtilirken, ülkenin ana petrol ihracat terminaline ev sahipliği yapması, stratejik önemini ortaya koyuyor. İran'ın yurt dışına sattığı ham petrolün yüzde 94'ü bu adada süper tankerlere yükleniyor ve büyük ölçüde Çin'e gönderiliyor. Bu durum, adanın kontrolünün Çin için de ciddi stratejik sonuçlar doğurabileceği anlamına geliyor. Zira Çin, uluslararası yaptırımlara rağmen İran petrolünün yüzde 80'inden fazlasını satın alıyor. Uzmanlar, Hark Adası'nın nispeten zayıf bir şekilde korunduğunu düşünüyor. Adada eski yüzey-hava füze sistemleri ve kıyı anti-gemi füzeleri bulunmakla birlikte, ABD'nin İran donanmasını önemli ölçüde zayıflattığı ve operasyonun başlangıcından bu yana en az 30 geminin imha edildiği belirtiliyor. Bu durum, Amerikan destroyerlerinin açık denizde bir savunma hattı oluşturmasıyla birlikte, adanın ele geçirilmesini daha olası hale getiriyor.


