ABD Başkanı Donald Trump’ın Maduro’ya yönelik saldırı iddiasıyla artan gerilim, ABD’nin Latin Amerika’ya yönelik tarihsel müdahalelerini yeniden gündeme getirdi.
TARİHSEL MÜDAHALELERİN TEMELİ
Bu müdahalelerin kökeni, 1823’te ilan edilen Monroe Doktrini’ne dayanmaktadır. O tarihten itibaren ABD, ideolojik tehditler ve ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla, özellikle yakın çevresinde askeri güce başvurmayı tercih etti. ABD'nin Guatemala, Nikaragua, Honduras ve Panama gibi Orta Amerika ülkelerine müdahaleleri, bu müdahalelerin sadece birkaç örneğidir. 1954’te Guatemala'da dönemin seçilmiş Devlet Başkanı Jacobo Arbenz Guzman'ın devrilmesine yol açan CIA destekli darbe, 36 yıl süren iç savaşın fitilini ateşledi.
KÜBA'DAN GRENADA'YA MÜDAHALELER
ABD’nin Nikaragua’ya müdahalesi, 19. yüzyılın ortalarından 1930'lara kadar uzanan bir süreçte, Somoza ailesinin yönetimini desteklemek için sürekli olarak asker göndermesiyle karakterizedir. Ayrıca, Honduras’a yönelik müdahaleler, yerel sivil yönetimleri zayıflatarak ordu kontrolünü artırmıştır. 1989'da Panama'nın işgali ise, dönemin lideri Manuel Antonio Noriega'nın devrilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. ABD ve Küba arasındaki gerilim, Fidel Castro’nun iktidara gelmesinin ardından derinleşti ve 1961 yılında Domuzlar Körfezi Çıkarması ile daha da arttı. ABD, Haiti ve Grenada'daki müdahaleleriyle de dikkat çekti. Haiti'de 1915-1934 yılları arasında süren işgaller, siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla gerçekleşmişti. Grenada'da ise ABD, 1983'teki askeri müdahale ile sosyalist hükümeti devirmeye çalıştı. Dominik Cumhuriyeti'nde ise, 1965’teki ABD askerî müdahalesi, iç savaşın sona ermesine yol açtı ve ülkedeki siyasi dengeleri değiştirdi.



