Milyarder yatırımcı Ray Dalio, günümüzdeki jeopolitik gerilimleri anlamak için tarihi bir perspektif sunarak, 1956 Süveyş Krizi'ni hatırlattı. O dönemde küresel finansın hakimi olan ve sterlini 'rezerv para' statüsünde tutan İngiltere, Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirmesiyle büyük bir darbe aldı. İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte Mısır'a askeri müdahalede bulunsa da, ABD ve Sovyetler Birliği'nin müdahalesiyle geri çekilmek zorunda kaldı.

İmparatorluğun Sonu ve Yeni Bir Dönem
Bu kriz, İngiltere için sadece bir kanalın değil, aynı zamanda imparatorluğunun sonunun başlangıcı oldu. Sterline olan güven sarsıldı ve İngiliz sömürgeleri birer birer bağımsızlıklarını ilan etti. Dalio, günümüzdeki durumu bu tarihi olayla paralellik kurarak, 'Hürmüz Boğazı, Amerika'nın Süveyş'idir. Burayı kontrol edemeyen bir süper güç, artık süper değildir' uyarısında bulundu. Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi için taşıdığı hayati öneme değinen Dalio, 'Bir otoyolun tek bir tüneli var ve birisi girişine oturup 'kimse geçemez' diyor. İran şu an tam olarak bunu yapıyor' diyerek durumu özetledi.

Ekonomik Kriz ve Güven Kaybı Riski
Dalio'nun analizindeki en kritik nokta ise ekonomi. Aşırı borçlanan bir süper gücün (ABD'nin 38 trilyon dolar borcu olduğu belirtiliyor) küresel güvene ne kadar ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor. Eğer ABD, 'benim korumam altındaki ticaret yollarını kimse kapatamaz' imajını Hürmüz'de kaybederse, dünyaya verdiği sarsılmaz güven de bitecektir. Bu durum, müttefiklerin doları terk etmesine, tahvil satışlarının artmasına ve Amerikan yüzyılının yakıtı olan doların sıradan bir kağıt parçasına dönüşmesine yol açabilir. Dalio, bu tür bir krizde askeri kapasiteden çok, 'acı eşiği'nin önemli olduğunu vurguluyor. İran'ın savaşı uzatarak ABD'nin sabrını ve ekonomik acı eşiğini kırmayı hedeflediğini savunuyor. Dalio'ya göre bu krizin ortası yok: ABD kazanırsa hegemonyasını tazeleyecek, kaybederse dolar çökecek ve Amerikan yüzyılı sona erecek.




