Ukrayna'daki savaş devam ederken, küresel güçlerin stratejik odağı Arktik'e kaydı. ABD ve Rusya arasındaki bölgedeki rekabet, Grönland, GIUK geçidi ve Arktik Okyanusu'nun artan önemiyle birlikte yeni bir boyuta ulaşıyor. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bu 'kuralsızlık döneminde' bölgedeki dengelerin nasıl değiştiğini mercek altına alıyor.

GRÖNLAND VE ABD'NİN ATLANTİK HAMLESİ
ABD için Grönland, hem Atlantik hem de Arktik Okyanusları arasındaki geçişi kontrol etme potansiyeli taşıyor. Adada üs kurma girişimleri, Rusya'nın Atlantik'e erişimini sınırlamayı ve bölgedeki etkisini artırmayı amaçlıyor. Buna karşılık Rusya, sahip olduğu nükleer buzkıran filosu ile bölgede ezici bir üstünlük kuruyor. Tümamiral Gürdeniz'e göre bu durum, Batı yarımküreyi belirsiz bir geleceğe sürükleyen 'kuralsızlık dönemini' başlatıyor.

ERİYEN BUZULLAR VE ARKTİK'İN JEOPOLİTİK CAZİBESİ
Küresel ısınmanın etkisiyle Arktik Okyanusu'ndaki buzulların hızla erimesi, bölgeyi jeopolitik bir çekim merkezi haline getiriyor. 2040'tan sonra deniz ulaşımına açılması beklenen Arktik, dünya doğal gaz rezervlerinin %30'unu ve ham petrol rezervlerinin %13'ünü barındırıyor. Kıyılarının %65'i ve hidrokarbon rezervlerinin %80'i ile Rusya bu alanda başı çekiyor.

ÇİN'İN 'BUZ İPEK YOLU' VE RUSYA'NIN BUZKURAN ÜSTÜNLÜĞÜ
Kendisini 'yakın Arktik devleti' olarak tanımlayan Çin, Kuzey Deniz Yolu'nu 'Buz İpek Yolu' kapsamında değerlendirerek lojistik maliyetlerini düşürmeyi ve enerji güvenliğini sağlamayı hedefliyor. Bu rota, Çin'in Avrupa ile arasındaki ticarette yılda yaklaşık 100 milyar dolarlık bir tasarruf potansiyeli sunuyor. Ancak Arktik'teki hakimiyet için kritik önem taşıyan buzkıran filosu, şu anda büyük ölçüde Rusya'nın elinde bulunuyor. 11 buzkıran gemisiyle bölgede güçlü bir varlık gösteren Rusya, ABD'nin Grönland üzerindeki hakimiyet çabalarına karşı önemli bir denge unsuru oluşturuyor.


