NASA, 1971'deki Apollo 14 göreviyle Ay'a gönderilen ve ardından dünyanın çeşitli yerlerine dikilen 'Ay ağaçları'nın izini sürüyor. Uzay ajansı, bu özel ağaçların günümüzde nerede olduğunu öğrenmek için kamuoyundan yardım istiyor.
AY AĞAÇLARININ BİLİMSEL YOLCULUĞU
Apollo 14 görevi kapsamında astronot Stuart Roosa'ya teslim edilen binlerce ağaç tohumu, uzayda 34 tur attıktan sonra dünyaya geri getirildi. Loblolly çamı, çınar, sweetgum, sekoya ve Douglas köknarı gibi türlerden oluşan bu tohumlar, başlangıçta dekontaminasyon işlemleri sırasında zarar görmüş gibi görünse de, Stan Krugman gibi görevlilerin çabalarıyla filizlenmeyi başardı. Toplamda yaklaşık 450 fidan yetiştirildi ve bunlardan bazıları ABD'nin 200. kuruluş yılı kutlamaları çerçevesinde eyaletlere ve ülkelere dağıtıldı. Hatta bir loblolly çamı Beyaz Saray'a dikilirken, bazıları Brezilya, İsviçre ve Japonya İmparatoru'na hediye edildi.
UNUTULAN GELENEK VE YENİ UMUTLAR
Zamanla unutulan ve takip edilmeyen Ay ağaçlarının birçoğunun izi kayboldu. 1996'da yapılan bir çalışmada yaklaşık 110 tanesi tespit edilebilirken, bunların 30'u zamanla kurudu. Ancak, NASA Artemis programı kapsamında bu sembolik geleneği yeniden canlandırdı. Artemis I göreviyle Ay yörüngesine gönderilen yeni tohumlar, daha sistematik bir şekilde takip ediliyor ve ABD genelinde 236 farklı noktaya dikildi. Özellikle öğrencilerin ilgisini çeken bu ağaçlar, uzay merakını tetikleyerek genç nesillerin bilime olan ilgisini artırmayı hedefliyor. NASA, kayıp Apollo Ay ağaçlarının izini sürebilmek için kamuoyundan gelecek bilgilere açık olduğunu belirtiyor.
BİLİMSEL VE SEMBOLİK DEĞER
Ay ağaçları, hem bilimsel bir deneyin ürünü olmaları hem de uluslararası iş birliğini ve uzay keşiflerinin sembolü haline gelmeleri açısından büyük önem taşıyor. Uzaya çıkan tohumlardan yetişen ağaçlarla Dünya'da kalanlar arasındaki farkın gözlemlenmesi planlanmıştı. 40 yılı aşkın süredir yapılan gözlemler, Ay yolculuğu yapan ağaçlarla Dünya'da kalanlar arasında belirgin bir fark olmadığını gösteriyor. Bu durum, uzayın canlı yaşamı üzerindeki potansiyel etkileri hakkında da ipuçları sunuyor.



