Çölün derinliklerinde keşfedilen, milimetreden küçük ancak düzenli bir yapıya sahip tüneller, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bu mikroskobik oluşumlar, dikey olarak uzanıyor, belirli aralıklarla diziliyor ve genellikle kayaçlardaki doğal çatlaklardan başlayarak derinlere doğru ilerliyor. Çapları bir milimetreden küçük olsa da bazıları birkaç santimetre derinliğe ulaşabiliyor. Bu düzenli yapıları ve aynı yönde ilerlemeleri, araştırmacıların dikkatini çekmeyi başardı.
Bilinmeyen Mikroorganizma Etkisi
Johannes Gutenberg Mainz Üniversitesi'nden Prof. Cees Passchier liderliğindeki çalışma, bu tünellerin bilinmeyen bir endolitik mikroorganizma türü tarafından oluşturulmuş olabileceğine dair güçlü kanıtlar ortaya koydu. Bu mikroorganizmaların, karbonatlı kayaçları metabolize ederek bu tünelleri açmış olabileceği düşünülüyor. Tünellerin iç yüzeylerinin kimyasal yapısının çevresindeki kayaçlardan farklı olması da bu teoriyi destekliyor. Analizler, bu bölgelerde demir, manganez ve nadir toprak elementlerinin daha az olduğunu, buna karşılık organik karbon, fosfor ve kükürt izlerinin bulunduğunu gösteriyor. Karbon ve oksijen izotop oranlarındaki farklılıklar da tüneller oluşurken organik maddelerin parçalandığını işaret ediyor.
Kemotaksi Davranışı ve Yeni Keşifler
Araştırmacılar, tünellerin birbirleriyle kesişmeden, düzenli ve bağımsız şekilde büyüdüğünü gözlemledi. Bu durumun, mikroorganizmaların kimyasal sinyallere yanıt vererek birbirlerinden uzak durduğu 'kemotaksi' davranışı ile açıklanabileceği değerlendiriliyor. Tünellerin büyük çoğunluğunun kaya katmanlarının birleştiği kırık hatlarından başladığı ve içlerinde zaman zaman katmanlı mineral izlerine rastlandığı da belirtildi. Bu yapılar için henüz resmi bir sınıflandırma bulunmuyor ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Benzer oluşumlar şu ana kadar yalnızca incelenen üç çöl bölgesinde tespit edildi. Öte yandan, ABD'deki New Mexico çölünde yer alan Bandera Yanardağı'ndaki buz mağarasında, dışarıdaki aşırı sıcağa rağmen 3 binden fazla yıldır sıfırın altında kalan sıcaklık, araştırmacılara binlerce yıllık iklim koşullarını inceleme fırsatı sunuyor.


