Türkiye'de gündemi meşgul eden Dijital Telif Yasası, platformlar arasındaki gelir paylaşımını düzenlemenin ötesine geçerek, derin ve çok yönlü sorunları da ele alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi'nden Doç. Dr. Begüm Aylin Önder, Milliyet.com.tr'ye verdiği özel röportajda, bu düzenlemenin daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Önder, teklifin basit bir kopya koruma mekanizması olmaktan çıkıp, 'platform ekonomilerindeki adaletsizliği' gidermeyi hedefleyen önemli bir adım olarak görülmesi gerektiğini ifade ediyor.

YARATICI EMEK İLE EKONOMİK KARŞILIĞIN ARASINDAKİ UÇURUM
Günümüzde dijital platformlar, sadece içerik dağıtım kanalları olmaktan çıkarak ekonomik egemenliğin merkezi haline geldi. Yerel üreticiler, gazeteciler, sanatçılar ve video içerik üreticileri eserleriyle öne çıkıyor, ancak bu üretimden elde edilen reklam geliri, veri değeri ve genel ekonomik kazanç büyük oranda küresel platformların kasalarına akıyor. Doç. Dr. Önder, bu durumun 'yaratıcı emek ile ekonomik karşılık arasındaki kopuşu' dijital telif tartışmalarının merkezine yerleştirdiğini belirtiyor. Bu düzenlemeye sadece teknik bir 'kopyalama engeli' gözüyle bakmak yerine, 'platform ekonomilerinde adil bir paylaşımın sağlanması'nın asıl odak noktası olduğunu vurguluyor.
EKONOMİK EGEMENLİK VE VERİLERİN KRİTİK ROLÜ
Dijital telif tartışmalarının temelinde ekonomik egemenlik kavramı yatıyor. Milyarlarca liranın yabancı sermayeli firmalara aktığı bir ortamda, verilerin güvenliği kadar ekonomik boyut da büyük önem taşıyor. Doç. Dr. Önder, bu durumu 'kimin ürettiği, kimin ölçtüğü ve kimin fiyatlandırarak kâr hanesine yazdığı' sorularıyla açıklıyor. Platformların artık sadece dağıtım aracı olmadığını, değerin kimde toplandığını gösteren ekonomik aktörler haline geldiğini belirtiyor. Yerelde üretilen içeriklerin ekonomik karşılığının küresel platformlara aktarılması, yapısal bir boşluğa işaret ediyor. Dijital Telif Yasası, bu ayrışmayı hukuki bir zemine oturtmayı, içerik üreticileri ve platformlar arasındaki ilişkiyi dengelemeyi hedefliyor. Düzenleme, sadece haber yayıncılarını değil, dijitalde fikri çaba ile üretilmiş her türlü eseri kapsıyor; sanatçılardan oyun stüdyolarına, UI/UX tasarımcılarından yapay zeka sistemlerine kadar geniş bir alanı ilgilendiriyor. Özellikle oyun sektöründe Steam, App Store ve Google Play gibi platformların sadece satış kanalı değil, aynı zamanda görünürlüğü yöneten sistemler sunduğu ve platform bağımlılığının tasarımı 'optimizasyon' alanına taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu teklifle şeffaf bir gelir modeli oluşturulması ve eser sahiplerine maddi ve manevi haklar bağlamında güvenli bir alan yaratılması amaçlanıyor. Yapay zeka modellerinin eser sahiplerinin rızası alınmadan eğitilmesi de 'yeni bir dijital veri sömürüsü' tehlikesi olarak görülüyor ve bu nedenle telif düzenlemeleri kritik önem taşıyor. Uzun vadede, bu yasanın yerel içerik üreticilerinin pazarlık gücünü artırarak küresel platformlar karşısında elini güçlendirmesi bekleniyor.


