ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma girişimi ve Avrupa'ya yönelik gümrük vergisi tehditleri, küresel ekonomideki belirsizlikleri artırarak dünya genelinde bir ekonomik kriz endişesini körüklüyor. Bu gelişmeler, uluslararası finans piyasalarında dalgalanmalara neden olurken, devlet tahvillerinde yaşanan sert satışlar kritik bir eşiğe gelindiğini gösteriyor.
Küresel Tahvil Piyasasındaki Sarsıntı
ABD'de federal tatil nedeniyle piyasaların kapalı olmasına rağmen, Asya işlemlerinde ABD Hazine tahvillerinin getirilerinde yaşanan sert artışlar dikkat çekti. Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa tahvillerindeki düşüşler de bu eğilimi teyit etti. Nomura Australia Ltd. kıdemli faiz stratejisti Andrew Ticehurst'in belirttiği gibi, küresel devlet tahvili eğrilerinin uzun vadeli kısmının kırılgan bir görünüm sergilemesi, yatırımcıların temkinli yaklaşımını gözler önüne seriyor. Japonya'da 40 yıllık devlet tahvilinin getirisi ilk kez yüzde 4'e yükselirken, 20 yıllık tahvil ihalesinde talep beklentilerin altında kaldı.
Artan Riskler ve Türkiye'ye Etkileri
ABD yönetiminin ekonomi politikalarına dair öngörülebilirliğin sorgulanması, küresel ticaret ve sermaye akımları üzerindeki belirsizliği artırıyor. Avrupa ülkelerinin sahip olduğu büyük miktardaki ABD tahvili ve hisse senetlerinin olası bir gümrük vergisi geriliminde satılabileceğine dair spekülasyonlar, ABD'nin yabancı sermayeye olan bağımlılığı nedeniyle borçlanma maliyetlerinin yükselmesi riskini gündeme getiriyor. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için doğrudan bir risk oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerde faizlerin yükselmesi, küresel fonların gelişmekte olan ülkelere yönelmesini zorlaştırarak Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırma potansiyeli taşıyor. Bloomberg MLIV'den Garfield Reynolds'ın da belirttiği gibi, küreselleşmenin parçalanma sürecinin hızlanması ve merkez bankalarının agresif faiz indirimlerine istekli olmaması, devlet tahvillerinin jeopolitik risklere karşı sağladığı korumayı zayıflatıyor.



