Financial Times'ın analizine göre, Türkiye'nin satın alma gücü paritesine göre ölçülen GSYH'si 2025'te İtalya'yı geride bırakacak. Ancak 85 milyonluk nüfusa rağmen ülkenin yaşam standartları hâlâ İtalya'nın yaklaşık yüzde 70'i seviyesinde kalıyor. Bu durum, ekonomik büyüklüğün refaha dönüşmediğini gösteriyor.
MERKEZ BANKASI POLİTİKALARINDA DENEYSEL DÖNEM
Analiz, Türkiye'nin son yıllarda zorlu bir ekonomik yolculuktan geçtiğini vurguluyor. Covid-19 salgını öncesinden bu yana beşinci merkez bankası başkanı görev yaparken, para politikası 'deneysel' olarak nitelendiriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın düşük faizlerin enflasyonu düşüreceği yönündeki alışılmadık görüşünde ısrar etmesi, resmi enflasyonun 2022'de yüzde 85'i aşmasına neden oldu. Bu oran, aynı dönemde Avrupa ülkelerinde yüzde 10 civarındaydı.
POLİTİKA DÖNÜŞÜ VE ENFLASYONLA MÜCADELE
2023'te yeniden seçilmesinin ardından Erdoğan, tam bir politika dönüşü yaparak merkez bankası başkanını değiştirdi ve sıkı para politikasıyla enflasyonu tek haneye indirme sözü verdi. Görevdeki Fatih Karahan, ortodoks politikalara dönüşten bu yana ikinci isim olarak, enflasyonun düştüğünü ve işgücü piyasasının resesyona girmeden soğuduğunu savunuyor. Ancak kasım ayı enflasyon verileri, yıllık TÜFE'nin yüzde 31'e gerilemesine rağmen, çekirdek enflasyonun hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor.
GELECEK BEKLENTİLERİ VE UZUN VADELİ MÜCADELE
Dezenflasyonun yavaş da olsa sürmesinde, enflasyon beklentilerindeki düşüş cesaret verici olsa da, tüm tahminler Merkez Bankası'nın yüzde 16'lık projeksiyonunun üzerinde seyrediyor. Hanehalkının medyan beklentisi yüzde 40'ın üzerinde. Analiz, Türkiye için ana dersin 2026'da parasal gevşeme hızının azaltılması gerektiği olduğunu belirtiyor, çünkü kalıcı enflasyonla mücadelede yolun uzun olduğu vurgulanıyor. Diğer ülkelere mesaj ise, iyi niyetli temennileri ekonomi politikasına dönüştürmenin bedelinin genellikle ağır olduğu yönünde.



