Japonya'daki Fukuşima nükleer santralinin hasarlı reaktör binasının derinliklerinde, bilim dünyasını şaşkına çeviren bir keşif yapıldı. Keio Üniversitesi'nden biyologlar Tomoro Varaşina ve Akio Kanai'nin yürüttüğü çalışma, yoğun iyonize radyasyona maruz kalan toroidal bölümden alınan su ve çamur örneklerinde aktif bakteri topluluklarının yaşadığını ortaya koydu. Bu bulgular, saygın "Applied and Environmental Microbiology" dergisinde yayımlanarak bilimsel camiada yankı buldu.
ŞOK EDEN BULGU: ÖZEL SAVUNMA MEKANİZMASI YOK!
Araştırmanın en çarpıcı yönlerinden biri, bu bakterilerin bilinen radyasyona dayanıklı mikroorganizmalar gibi özel genetik savunma mekanizmalarına sahip olmamasıydı. Nükleer kazalar sonrası genellikle yaşamın tamamen yok olması veya yalnızca "Deinococcus radiodurans" gibi aşırı dayanıklı türlerin hayatta kalması beklenirken, Fukuşima'daki örneklerde durumun oldukça farklı olması dikkat çekti. Bu durum, radyasyonun yaşam üzerindeki etkilerine dair mevcut anlayışı sorgulatır nitelikte.
YAŞAMIN ANAHTARI: ÇEVRESEL KOŞULLAR VE BİYOFİLM Mİ?
Genetik analizler, bu sıra dışı ortamda "Limnobacter" ve "Brevirhabdus" türü bakterilerin yoğunlukta olduğunu gösterdi. Bu kemolitotrof canlılar, manganez ve sülfür gibi inorganik maddeleri oksitleyerek besleniyor. Araştırmacılara göre, reaktör içindeki sıra dışı çevresel koşullar, özellikle kaza sonrası oluşan soğutma suyu ile deniz suyunun karışımının metal yüzeylerde biyofilm tabakalarının oluşmasına yol açmış olması, yaşamın devamlılığı için kilit rol oynamış olabilir. Bakterilerin salgıladığı jelimsi tabakanın, onları radyasyonun yıkıcı etkilerinden kısmen koruduğu düşünülüyor. Bir diğer olasılık ise, tsunami dalgalarıyla bölgeye taşınan veya deniz koşullarına uyumlu yapılarının nükleer reaktörün ölümcül ortamında hayatta kalmalarını sağlaması.



