New York Times'ın (NYT) ortaya çıkardığı bilgilere göre, 1951'de ABD ile Danimarka arasında imzalanan 'Grönland'ın Savunulmasına İlişkin Anlaşma', Washington yönetimine Grönland üzerinde geniş askeri yetkiler tanıyor.

ABD'NİN GRÖNLAND'DAKİ ASKERİ HAKİMİYETİ
Bu anlaşma, ABD'ye adada askeri üsler kurma, personel konuşlandırma ve hava-deniz trafiğini tam anlamıyla kontrol etme imkanı veriyor. 2004 yılında güncellenen anlaşma metni, Grönland'ın yarı özerk yönetimine de söz hakkı tanırken, ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetlerinde 'önemli değişiklikler' yapmadan önce Danimarka ve Grönland ile istişarede bulunmasını şart koşuyor. Bu durum, ABD'nin adadaki operasyonel kabiliyetini artırırken, yerel yönetimlerin de sürece dahil olmasını sağlıyor.
ARAŞTIRMACILAR VE ESKİ YETKİLİLERDEN ŞOK EDİCİ YORUMLAR
Danimarka Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nden Mikkel Runge Olesen, ABD'nin Grönland'da "neredeyse istediği her şeyi yapabileceğini" belirterek durumun vahametini ortaya koydu. Olesen, ABD'nin taleplerinin kolayca karşılanacağını öngörürken, Danimarka'nın adayı satma gibi bir yetkisinin olmadığını da sözlerine ekledi. Savunma analisti Peter Ernstved Rasmussen ise ABD'nin makul taleplerine her zaman olumlu yanıt verileceğini savundu. Eski parlamenter Jens Adser Sorensen ise güvenlik endişeleri varken anlaşma mekanizmalarının neden kullanılmadığını sorgulayarak, Grönland halkının yüzde 85'inin ABD'nin adayı devralmasına karşı çıktığını hatırlattı.
STRATEJİK ÖNEM VE JEOPOLİTİK GERİLİMLER
Grönland'ın stratejik konumu ve zengin mineral kaynakları, ABD'nin bölgedeki ilgisini canlı tutuyor. Grönlandlı yetkililer uluslararası işbirliğine açık olduklarını belirtirken, eski ABD Başkanı Trump'ın Rusya ve Çin'in artan varlığını gerekçe göstererek "Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland'a ihtiyacımız var" açıklaması ve Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen'in bu açıklamalara verdiği sert tepki, bölgedeki jeopolitik gerilimi gözler önüne seriyor.


