DÜNYA
Yayınlanma : 09 Ocak 2026 23:41

İsrail basını şaşkın: Türk savunmasının yükselişi sadece bir başlangıçmış

İsrail basını şaşkın: Türk savunmasının yükselişi sadece bir başlangıçmış
İsrail savunma sitesi Defense Update, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişini analiz etti. Rapora göre, İHA başarıları sadece başlangıç olup, Türkiye küresel bir savunma devi olma yolunda derin bir dönüşüm yaşıyor.

İsrail'in önde gelen savunma haber sitesi Defense Update, Türkiye'nin son dönemdeki atılımlarını mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayınladı. 'İnsansız hava araçlarının ötesinde: Türkiye’nin Küresel Silah Devi Olarak Yükselişini Tanımlayan Kilit Gerçekler' başlıklı rapor, Ankara'nın savunma sanayisindeki dönüşümünün derinliğine dikkat çekiyor.

İHA BAŞARISI BİR SIRADAN BAŞLANGIÇTI

Analize göre, modern Türk ordusunun gücü büyük ölçüde insansız hava araçlarına dayanıyor. Bayraktar TB2'nin Dağlık Karabağ, Suriye, Libya ve Ukrayna'daki çatışmalarda gösterdiği başarılı performans, Türk savunma sanayisini dünya çapında tanınan bir marka haline getirdi. Ancak, Türkiye'nin başarıları yalnızca İHA’larla sınırlı değil; bu sadece görünen kısmıydı.

DERİN BİR DÖNÜŞÜMÜN HEDEFLERİ

Raporda, Ankara'nın savunma sanayisinde daha derin bir dönüşüm yaşadığı ve ulusal bir strateji ile küresel rekabete açık bir savunma ekosistemi kurmayı hedeflediği vurgulanıyor. Türkiye, önümüzdeki on yıl içerisinde bir Türk şirketinin dünya genelindeki en büyük 30 savunma firması arasında yer almasını amaçlıyor. Bu hedefe ulaşmak için ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, MKE ve ASFAT gibi beş Türk firmasının Defense News 2024 'İlk 100' listesine girmesi, önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

YÜKSELİŞİN BEŞ TEMEL GERÇEĞİ

Türkiye’nin savunma sanayisinin yükselişini gösteren beş önemli gerçek şu şekilde sıralanıyor: Küresel pazarda güven sağlayarak dünya savunma ihracatında 11'inci sırada yer alması ve en büyük müşterilerinin çoğunun ABD, NATO ülkeleri ve AB devletleri olması. Türk yapımı silah sistemlerinin, özellikle İHA’ların, çeşitli çatışmalarda kendini kanıtlaması. Savunma sanayisini diplomatik ilişkilerinin güçlü bir aracı olarak kullanması. Stratejik özerklik hedefiyle yabancı bağımlılığını azaltmaya çalışması. Aktif çatışma bölgelerini AR-GE laboratuvarı olarak kullanarak sistemlerini gerçek zamanlı geri bildirimlerle geliştirmesi. Sonuç olarak, Türkiye'nin stratejik vizyonunu adım adım hayata geçirdiği ve uluslararası savunma piyasasında belirleyici bir güç haline geldiği belirtiliyor.