İsrail-İran-ABD arasındaki savaşın 18. gününde, İsrail ordusu Lübnan topraklarında 'Aslanın Kükreyişi' adını verdiği kara harekatını başlattığını açıkladı. Operasyonun amacı, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik saldırılarını durdurmak ve sınırda ileri bir savunma hattı oluşturmak olarak belirtildi.

LÜBNAN'DAKİ KARA HAREKATI DETAYLARI
İsrail birlikleri, kademeli olarak yürütülen operasyon kapsamında Ramim sırtları ve El-Hiyam çevresindeki bölgelere girdi. Ordu, Hizbullah'ı Litani Nehri'nin ötesine itmeyi ve özellikle 'Bedr' biriminin Kiryat Şmona, Menara, Margaliot, Misgav Am, Metula, Dafna, Dan ve Kefar Yuval gibi yerleşimlere saldırma kapasitesini sınırlamayı hedefliyor. Harekatın ilerleyen günlerde daha geniş alanlara yayılması planlanıyor, ancak nihai hedef konusunda belirsizlik devam ediyor. İsrail basını, Tel Aviv'in yeniden bir 'güvenlik kuşağı' oluşturmayı mı, kalıcı askeri varlık için mi yoksa Beyrut yönetimine Hizbullah'ı silahsızlandırma baskısı kurmayı mı amaçladığı sorularını tartışıyor.

İRAN'A YÖNELİK SALDIRILAR VE TEHDİTLER
İran cephesinde, İsrail'in rejim hedeflerine saldırılarını sürdürdüğü bildirildi. İsrailli Maariv gazetesine göre, bu saldırılar İran yönetimini zayıflatmanın yanı sıra sembolik bir 'itibar zedeleme' amacı taşıyor. Eski lider Ali Hamaney'e ait olduğu belirtilen bir uçağın hedef alınması ve istihbarat ile uzay merkezlerine yönelik saldırılar dikkat çekti. Ayrıca, İran'ın baskıyı artırmak için 'kıyamet silahı' olarak nitelendirilen son kozunu kullanarak Hürmüz Boğazı'nı kapatmayı ve küresel petrol fiyatlarını yükseltmeyi hedeflediği ifade ediliyor.

ABD'NİN İKİ SENARYOLU ÇÖZÜMÜ
ABD Başkanı Donald Trump'ın önünde iki temel seçenek bulunduğu değerlendiriliyor. İlk senaryoya göre Washington, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına doğrudan müdahale etmeyerek, bu geçişe bağımlı ülkeleri kendi çözümlerini üretmeye bırakabilir. İkinci senaryoda ise ABD'nin bölgede tahliye uyarısı yayımladıktan sonra Hürmüz çevresine geniş çaplı hava saldırıları düzenleyebileceği ve İran ile bağlantılı deniz unsurlarını hedef alabileceği belirtiliyor. Değerlendirmelere göre ABD, Hürmüz Boğazı'na yönelik tehditten doğrudan etkilenmiyor; petrol üretimini artırarak fiyatları dengeleme kapasitesine sahip olduğu için İran'ın hamlesi stratejik bir baskı aracı olarak görülüyor.


