Kıbrıs Türkü mücahitler, 62 yıl önce yaşanan ve Rumların 'soykırım girişimi' olarak nitelendirilen 'Kanlı Noel' saldırılarının acı dolu günlerini anlattı. 1963-1974 döneminde Rum çetelerinin şiddet yoluyla Kıbrıs Türklerini tasfiye etme planı olan Akritas Planı'nın uygulamaya konulmasıyla başlayan saldırılarda, Lefkoşa'da onlarca Kıbrıs Türkü şehit edilmişti.
Tarihin Acı Sayfaları Yeniden Açılıyor
Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Mücahitler Derneği Başkanı Celal Bayar, Rumların Kıbrıs Türk halkına karşı gizli bir soykırım planı hazırladığını belirtti. Planın, yazılı olmaktan çok sözlü olarak aktarılıp yok edildiğini ifade eden Bayar, EOKA'cı Rum polisinin Lefkoşa'daki Atatürk anıtını ve Türk lisesindeki öğrencileri dahi hedef aldığını hatırlattı. Bayar, 21-25 Aralık tarihleri arasında Lefkoşa'nın kuşatılmaya çalışıldığını ancak TMT'nin direnişi sayesinde bu planın engellendiğini vurguladı. Ana vatan Türkiye'nin desteği olmadan bu mücadelenin verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Mücahitlerin Gözünden 'Kanlı Noel'
TMT Mücahitler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Çetin Serez, 'Kanlı Noel'i Türklere karşı bir soykırım olarak tanımladı. 21 Aralık 1963'te teğmen rütbesiyle görevde olduğunu anlatan Serez, Rum güçlerinin kendilerine çok yakın mesafeden ateş açtığını ve ellerindeki mühimmatın son derece sınırlı olduğunu belirtti. Serez, Türk askerinin sivillere asla silah doğrultmadığını vurgulayarak, sivillere ateş açılmasının utanç verici bir durum olduğunu dile getirdi. Mücahitlerin sınırlı imkanlarla vatanlarını savunma mücadelesi verdiğini ifade etti.
Direniş Ruhu ve Geleceğe Miras
TMT Mücahitler Derneği Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Efe, o dönemde henüz 17 yaşında olduğunu ve yaşanan sivil katliamların Türk halkının direniş ruhunu daha da güçlendirdiğini söyledi. Efe, 17 yaşındaki gençlerin bile olgunlukla mücadeleye katıldığını ve korkmak yerine cesaretlendiklerini belirtti. Barbarlık Müzesi'ni ziyaret eden Beran Mehmet Uzun ve Vahit Zorlu gibi isimler de yaşanan dehşeti dile getirerek, geleceğe bu acıların aktarılmasının önemini vurguladılar. Uzun, müzedeki kurşun izleri ve kan lekelerinin insanı dehşete düşürdüğünü ifade ederken, Zorlu ise bu barbarlığı lanetleyip mücahitleri ve Türk askerlerini kutladı.



