Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) sağlık turizmi kapsamında yürütülen tüp bebek faaliyetleri, büyük bir biyolojik ve etik skandal ile gündeme geldi.
DENETİMSİZ FAALİYETLER
İngiltere'den gelen iki lezbiyen, çocuk sahibi olma çabalarında yaşadıkları sorunlarla birlikte, KKTC'deki yasal boşlukları ortaya koydu. İki kadının kendi yumurtalarını kullanarak anonim bir sperm donörü ile çocuk sahibi olma girişimi, tam anlamıyla bir biyolojik faciaya dönüştü. Yıllar sonra yaptırdıkları DNA testi, çocuklarının aynı babadan kardeş olmadığını, her birinin farklı donörlerden olduğunu gösterdi.
GELECEKTEKİ RİSKLER
Bu olay, sadece bir örnek olarak kalmayabilir. Benzer durumlar yaşayan diğer müşterilerin de DNA testi yaptırmaya başladığı ifade ediliyor. KKTC'de artan tüp bebek merkezleri ve bu merkezlerin denetimsiz faaliyetleri, ciddi sorunlara yol açabilir. Yetkililerin bu konuda nasıl bir yaptırım uygulayacağı merak ediliyor. Ayrıca, KKTC'deki tüp bebek klinikleri, LGBT bireylere yönelik özel hizmetler sunarak etik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Kuzey Kıbrıs'taki bu uygulamalar, yalnızca ticari kaygılarla yürütülen işlemler olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, şeffaflık eksikliğinin ve biyolojik materyallerin birbirine karıştırılmasının sağlık sistemini tehlikeye attığını vurguluyor.



