GÜNDEM
Yayınlanma : 18 Kasım 2025 03:33

Şok araştırma: Yeraltı suyu tüketimi Dünya'nın eksenini 80 santimetre kaydırdı!

Şok araştırma: Yeraltı suyu tüketimi Dünya'nın eksenini 80 santimetre kaydırdı!
Yeni araştırma, 1993-2010 arasında çekilen 2.150 gigaton yeraltı suyunun Dünya'nın dönüş eksenini 80 cm kaydırdığını ve deniz seviyesini yükselttiğini ortaya koydu.

Bilim dünyasını sarsan yeni bir araştırma, insan faaliyetlerinin gezegenimizin temel dengelerini ne ölçüde bozduğunu çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Yeraltı sularının aşırı pompalanmasının Dünya'nın dönüş eksenini sanılandan çok daha fazla etkilediği belirlendi.

SU KÜTLESİ KAYMASININ ŞAŞIRTICI ETKİSİ

1993-2010 yılları arasında çekilen 2 bin 150 gigaton yeraltı suyunun, Dünya'nın dönüş ekseninde yaklaşık 80 santimetrelik bir kaymaya yol açtığı tespit edildi. Bu devasa su kütlesinin okyanuslara taşınması ise 0,24 inçlik ek bir deniz seviyesi yükselişine denk geliyor. Seul Ulusal Üniversitesi'nden jeofizikçi Ki-Weon Seo liderliğindeki ekip, iklimle bağlantılı faktörler arasında Dünya'nın eksenindeki kaymaya en büyük etkiyi yeraltı suyu kayıplarının yaptığını açıkladı.

BÖLGESEL ETKİLER VE KÜRESEL SONUÇLAR

Araştırma verileri, en büyük etkinin orta enlemlerden çekilen yeraltı suyunun okyanuslara karışmasıyla ortaya çıktığını gösteriyor. Bu nedenle Batı Kuzey Amerika ve Kuzeybatı Hindistan gibi bölgelerdeki yoğun yeraltı suyu kullanımı, Dünya'nın eğimindeki değişimde başlıca rol oynuyor. Bilim insanları bu durumu, "Bir topacın üzerine küçük bir ağırlık eklemek gibi... Dünya üzerindeki su kütlesi yer değiştirdikçe gezegen farklı şekilde dönmeye başlıyor" sözleriyle açıklıyor.

GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜ?

Araştırmacılar, Dünya'nın eksen kaymasının tamamen "tamir edilebilir" bir süreç olmadığını, ancak küresel su yönetimi iyileştirilirse kaymanın gelecekte yavaşlatılabileceğini belirtiyor. Eksen kayması kısa vadede günlük yaşamı etkilemese de deniz seviyesi, iklim modelleri ve su döngüsü gibi uzun vadeli süreçlerde etkisi büyük. Çalışma, yeraltı suyu kullanımının iklim değişikliğine olan etkilerini yeniden değerlendirmek için kritik bir adım olarak görülüyor.