Suriye'de topraklarının önemli bir kısmını işgal altında tutan YPG/SDG terör örgütü, Fırat Nehri üzerindeki barajlar ve su kaynakları üzerindeki kontrolünü kullanarak yeni bir tehdit unsuru oluşturuyor. Halep kent merkezi ve çevresindeki milyonlarca insanı susuz bırakma riskiyle karşı karşıya bırakan örgütün bu eylemi, uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açıyor.

SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA
Örgüt, Halep'in doğusunda Fırat Nehri kıyısındaki El-Babiri Su İstasyonu'ndan su pompalama faaliyetlerini durdurarak kenti ve çevresindeki kırsal bölgeleri ana su kaynağından mahrum bıraktı. Suriye Enerji Bakanlığı'nın uyarısına göre bu kesinti, Halep vilayetinin tamamını etkileyerek halkın yaşamını ve temel hizmetlere erişimini olumsuz etkiledi. Artan tepkiler üzerine örgüt bu istasyonu yeniden faaliyete geçirmek zorunda kalsa da, Halep Su İşleri Genel Müdürü Muhammet Cemal Diban, su istasyonlarının kontrolünün önemine dikkat çekerek, tadilat ve düzenleme ihtiyacını vurguladı.
SAVAŞ SUÇU İŞLENİYOR MU?
Ümran Araştırma Direktörü Ömer Özkizilcik, YPG/SDG'nin bu uygulamasını "toplumu cezalandırma" olarak nitelendirerek, uluslararası insancıl hukuk kapsamında "savaş suçu" teşkil ettiğini belirtti. Özkizilcik, örgütün bu şekilde sivilleri cezalandırma yoluna gittiğini ve yaklaşık 2 milyon kişinin bu kesintiden etkilendiğini ifade etti. ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan ise, örgütün Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini kaybetmesiyle zayıfladığını ve bu nedenle elindeki su kaynakları gibi kaldıraçları Suriye hükümetine karşı kullanmaya çalıştığını dile getirdi. Orhan, örgütün bu kozu pazarlık aracı olarak kullanarak pozisyonunu güçlendirmeye çabaladığını ve Suriye hükümetinin Fırat Nehri Havzası'na yönelik operasyonlarını artırabileceği riskine dikkat çekti.


