ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin uyuşturucu ve insan ticaretine yönelik politikaları, yavaş yavaş Latin Amerika'ya odaklanırken, komşu ülke Meksika dikkatle izleniyor.
Meksika Kartelleri ve Uyuşturucu Trafiği Şüphesi
Meksika rejiminin de ülkedeki kartellerle işbirliği yaparak uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına dair ipuçları, ABD'nin dikkatinden kaçmadı. ABD tarafından gerçekleştirilen bir operasyonla ele geçirilen eski Venezuela lideri Nicolas Maduro hakkındaki iddianamede Meksika'nın adı sıkça geçiyor. Belgelere göre, Meksika'nın en güçlü uyuşturucu kartelleri, Venezuela hükümet yetkilileriyle kokain ticareti ve kara para aklama konularında ortaklık kurmuş durumda.
Tarihi Bağlar ve Şüpheli Uçuşlar
Meksika ve Venezuela arasındaki bağlar yıllar öncesine dayanıyor. İddianameye göre, 2006 yılında Meksika Başkanlık Hangarı'ndan çıkan ve içinde 5.5 ton kokain bulunan bir yolcu uçağının ortaya çıkışı, bu şüpheleri artırdı. Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello'nun, bu uyuşturucu uçağının koordinasyonunda kilit rol oynadığı öne sürülüyor. Cabello bu iddiaları reddederken, Maduro'nun uyuşturucu gelirlerini Meksika büyükelçiliği aracılığıyla ülkesine geri göndermek için diplomatik misyon kisvesini kullandığı iddia ediliyor.
ABD Baskısı ve Meksika'nın Savunması
ABD'li savcılar, Maduro'nun yakın dostu Alex Saab'ın Meksika merkezli paravan şirketler aracılığıyla gıda tedariki ve petrol yaptırımlarını delme işlerini yönettiğini iddia ediyor. Bu suçlamaları reddeden Saab'ın avukatları, geçmişte gerilimli dönemler yaşayan Meksika ve Venezuela ilişkilerinin karmaşıklığına dikkat çekiyor. Trump'ın kartellere karşı doğrudan operasyon tehdidine karşılık, Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum askeri destek tekliflerini reddederek güvenlik operasyonlarını artırdığını ve yaklaşık 100 kartel üyesini ABD'ye iade ettiğini savundu. Sheinbaum, ABD'ye giden fentanil miktarının yüzde 50 azaldığını iddia etse de, Washington yönetimi bu verileri yetersiz buluyor ve sınır güvenliğindeki ilerlemenin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.



