ABD Başkanı Donald Trump, Florida'dan Washington'a dönüş yolunda başkanlık uçağında yaptığı açıklamalarla sadece Latin Amerika'yı değil, küresel siyaseti de gerilimli bir döneme sürükledi.
TEHDİTLERİN DİZİSİ
Venezuela'dan Kolombiya'ya, Meksika'dan Küba'ya kadar uzanan tehditler, Trump'ın dış politikada 'tehdit ve güç gösterisi' merkezli yaklaşımını yeniden gözler önüne serdi. Aynı günlerde Grönland hakkında yaptığı 'kesinlikle ihtiyacımız var' açıklaması, Washington’un emperyalist müdahaleci tutumunun sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi. Özellikle dört Latin Amerika ülkesinin hedef alınması, ABD'nin bölgeye yönelik müdahaleci bir dalga hazırlığında olup olmadığını düşündürüyor.
VENEZUELA'YA İKİNCİ SALDIRI İMASI
Trump’ın Venezuela’ya yönelik en sert mesajı ise, 'İkinci saldırı için her şey hazır ama gerekli olduğunu düşünmüyorum' ifadesi oldu. ABD Başkanı, ülkedeki Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, 'Venezuela'da kontrol bizde' dedi. Ancak, görüşme detaylarına girmedi. Trump’ın Kolombiya'ya yönelik sözleri de dikkat çekici. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro'yu hedef alarak, ülkenin 'hasta bir adam tarafından yönetildiğini' öne sürdü. Bu durum, askeri ya da siyasi bir müdahale olasılığını çağrıştırması bakımından büyük yankı uyandırdı.
MEKSİKA VE KÜBA'YA AÇIK UYARILAR
Meksika'ya yönelik ise Trump, 'Meksika’yla ilgili bir şeyler yapmalıyım, eylemlerine çeki düzen vermeli' diyerek açık bir uyarı yaptı. Küba için ise, 'çökmeye hazır gibi görünüyor' yorumunu yaptı ve Havana yönetimini Venezuela lideri Maduro'ya yardım etmekle suçladı. Grönland'a dair yaptığı açıklamalar, bu agresif dış politikanın sadece Latin Amerika ile sınırlı olmadığını gösteriyor. Trump, 'Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var' diyerek adanın stratejik önemine dikkat çekti.



