ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında, Soğuk Savaş gerilimini andıran tarihi bir görüşme Alaska'da gerçekleşti. Putin'i taşıyan uçak, 4 adet F-35 savaş uçağı ve 1 adet B-2 bombardıman uçağının eşliğinde Elmendorf-Richardson Ortak Üssü'ne indi. İki lider, kırmızı halıda buluşarak birbirlerini selamladı; Trump'ın Putin'i alkışlaması dikkat çekti. 'Alaska 2025' yazılı bir platformda birlikte fotoğraf çektirdiler ve daha sonra ABD Başkanı'nın makam aracıyla toplantı salonuna geçtiler.
GÖRÜŞME ÖNCESİ GERGİNLİK
Görüşme öncesinde, ABD'li gazeteciler Rusya-Ukrayna savaşına değinerek Putin'e, 'Ne zaman sivilleri vurmayı bırakacaksınız? Trump sizin sözlerinize neden güvenmeli?' sorularını yönelttiler. Putin, soruları şaşkınlıkla karşılayarak kendilerini duymadığını belirtti. Gazetecilerin odadan çıkarılmasının ardından görüşme başladı. Görüşmeye, Trump'a Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Putin'e ise Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov eşlik etti.
DÜNYA LİDERLERİNİ İLGİLENDİREN KONULAR
Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Asya-Pasifik'teki gerilime kadar dünyayı ilgilendiren birçok konu görüşmede ele alındı. Zirvenin sonucunu Ukrayna ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünya merakla bekliyordu. ABD Başkanı Trump, Alaska toplantısının başarısızlıkla sonuçlanma olasılığını yüzde 25 olarak değerlendirirken, başarılı olması durumunda ikinci etapta Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin de görüşmelere dahil olabileceğini belirtmişti. Alaska'ya varışında bu tahmin sorulduğunda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus medyasına, 'Sonucu asla tahmin etmeye veya tahminde bulunmaya çalışmıyoruz. Ancak bildiğimiz şey, tartışmaya katkıda bulunabileceğimiz argümanlarımızın olduğu ve tutumumuzun net olduğu. Aslında, şimdiden çok şey başarıldı' dedi.
LAVROV'DAN SSCB REFERANSI
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Alaska'daki zirve öncesi giydiği 'CCCP' (SSCB) yazılı sweatshirt ile tartışmalara neden oldu. Lavrov'un bu kıyafetle, Moskova'nın Sovyetler Birliği dönemindeki jeopolitik gücünü hatırlattığı yorumları yapıldı.


