Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı enflasyon rakamlarını yüzde 4,84 olarak açıklarken, bu kez tartışmaların odağı açıklanan rakamdan çok, enflasyonun hesaplanma yönteminde yaşandı. Kamuoyunda, ana harcama gruplarının ağırlık oranlarındaki değişiklikler yeni soru işaretleri doğurdu.
HARCAMA GRUPLARINDA AĞIRLIK DEĞİŞİKLİĞİ
Sözcü yazarı ve ekonomist Mahmut Aydoğmuş, TÜİK'in bu hamlesini değerlendirerek, özellikle gıda, konut, eğitim ve sağlık gibi halkın alım gücünü doğrudan etkileyen kalemlerin payının düşürüldüğünü belirtti. Aydoğmuş'a göre, bu değişiklikler manşet enflasyonu aşağı çekme amacı taşıyor. Örneğin, konut harcamalarının ağırlığı yüzde 15,26'dan 11,40'a indirilirken, gıda ve alkolsüz içecekler grubunun payı 24,97'den 24,44'e çekildi. Eğitim ve sağlık harcamalarında da benzer aşağı yönlü revizyonlar yapıldı. Hatta 'taze meyve ve sebze' payının %5'ten %3,9'a düşürülmesi, alkol payının ise 0,3'ten 0,6'ya yükseltilmesi gibi detaylar dikkat çekti.
ESKİ YÖNTEMLE FARKLAR ORTAYA ÇIKTI
Aydoğmuş, eski hesaplama yöntemi kullanılsaydı Ocak ayı enflasyonunun yüzde 4,84 yerine 4,92 olacağını, yıllık enflasyonun ise 30,65 yerine 30,76 seviyesinde açıklanacağını ifade etti. Bu teknik değişikliklerin, yıl sonu hedeflerini tutturma çabası olarak yorumlandığına dikkat çekildi. Merkez Bankası'nın 2026 yılı için yüzde 16'lık enflasyon hedefi göz önüne alındığında, bu trendin yakalanmasının gerçekçi olmadığı vurgulandı. Ayrıca, TÜİK'in özellikle akaryakıt gibi fiyat verilerini seçici bir şekilde ele aldığı ve gerçek hayattaki artış oranlarını düşük gösterdiği iddia edildi. Motorin fiyatındaki %5,5'lik artışın, TÜİK tarafından sadece %2,16 olarak hesaplandığı örneği verildi. Aydoğmuş, bu durumun emekli, asgari ücretli ve sabit gelirliyi olumsuz etkilediğini ve enflasyon gerçeğinin vatandaşın hayatında hala tam olarak durduğunu belirtti.



