Türkiye otomotiv ana sanayii, yıllık 1.4 milyon adetlik üretimi ve 40 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkenin ekonomisinde kilit bir rol oynuyor. Sektörün ihracatının büyük bir kısmı, Avrupa Birliği ile olan gümrük birliği anlaşması sayesinde vergi muafiyetinden yararlanarak AB'ye yöneliyor. Bu durum, Türkiye'nin AB ile olan ekonomik bağlarının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.
AB'NİN EMİSYON POLİTİKASINDA YENİ DÖNEM
Avrupa Birliği, 2035 yılından itibaren akaryakıtlı araç satışlarını tamamen durdurma politikasını esneterek, emisyonları yüzde 90 oranında düşürme hedefi benimsedi. Bu yeni yaklaşım kapsamında, Avrupa Komisyonu, araçlarda AB içinde üretilen düşük emisyonlu çelik kullanılması durumunda emisyon mahsuplaşması yapılmasına olanak tanıyacak. Bu gelişme, otomotiv sektöründe üretim ve tedarik zincirleri açısından önemli değişikliklere işaret ediyor.
TÜRKİYE İÇİN HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN 'MADE IN EU' TANIMI
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından yapılan değerlendirmelerde, Avrupa Komisyonu'nun 'AB'de üretilmiş' tanımı oluşturarak birlik içindeki araçlara özel mali teşvikler sunacağı belirtiliyor. Bu tanıma Türkiye'nin de dahil edilmesi, ülkenin yatırım ortamı ve mevcut yatırımları açısından büyük riskleri bertaraf edecek ve ekonomik açıdan hayati önem taşıyor. OSD, Türkiye'nin Gümrük Birliği ortağı olarak AB ile eşit şekilde değerlendirilmesi ve teşvik mekanizmalarından mahrum kalmaması gerektiğini vurguluyor. Bu kritik tanım, 28 Ocak'ta Avrupa Komisyonu'nda görüşülmeye açılacak.



