GÜNDEM
Yayınlanma : 28 Ocak 2026 04:36

Yapay zekâ ile Kâbe'nin tarihi görüntüleri canlanıyor

Yapay zekâ ile Kâbe'nin tarihi görüntüleri canlanıyor
Fotoğraf sanatçısı Engin Uzun, yapay zekâ ile Mekke ve Medine'nin tarihi fotoğraflarını restore edip videoya dönüştürerek, insanlarda duygusal bağ uyandırıyor ve pankreas kanseri mücadelesini anlattığı bir kitap yayımladı.

Fotoğraf sanatçısı Engin Uzun, 1800'lü yıllardan günümüze kadar Mekke ve Medine'de çekilmiş fotoğrafları yapay zekâ teknolojisiyle restore edip videoya dönüştürüyor. Uzun'un Instagram sayfasında paylaştığı videolarda, Kâbe ve Peygamber Efendimiz'in (sav) mescidinin nostaljik görüntüleri izleyenleri duygulandırıyor. 30 yıllık fotoğraf deneyimine sahip olan Uzun, bu projeyle Mekke ve Medine görüntülerini bir adım öteye taşıyarak, Peygamber Efendimiz dönemine ait hayali görseller oluşturup onları hareketlendiriyor.

MODERN ŞEHRİN ARDINDAKİ TARİHİ HAYAL ETMEK

Engin Uzun, ilk umre ziyaretini 2015 yılında yaptığını ve o günden beri defalarca hac ve umre gerçekleştirdiğini belirtiyor. Çektiği fotoğrafları akşamları Instagram'da paylaşma fikrini, insanların yatmadan önce son gördükleri şeyin Kâbe olması ve belki rüyalarına girmesi umuduyla açıklıyor. Zamanla, arşivindeki fotoğrafların yanı sıra Kâbe'nin eski dönemlerini merak etmeye başlayan Uzun, eski fotoğraflardan bir koleksiyon oluşturmuş. Yapay zekâ yardımıyla önce bu fotoğrafları restore edip yüksek çözünürlüklü hale getiriyor, ardından onları hareketlendirerek videolara dönüştürüyor. Örneğin, 1930'lu yıllarda Kâbe'nin su basmış bir fotoğrafını veya kendi çektiği Hacer-ül Esved taşı fotoğrafındaki bulutları hareketlendirdiği çalışması 13 milyon kez görüntülenmiş.

HASTALIKTAN DOĞAN BİR KİTAP VE İÇSEL YOLCULUK

Engin Uzun, bir süredir pankreas kanseriyle mücadele ediyor ve bu süreçte "Rabbim Ne Olur Toparla Beni" adlı bir kitap yayımladı. Aile Yayınları'ndan çıkan eserde, hastalıkla birlikte değişen ruh hallerini, insanın kendisiyle yaptığı iç konuşmaları ve zamanın farklı akışını gözlemlerine dayanarak anlatıyor. Uzun, hastalık döneminde başlangıçta çok yıprandığını, ancak zamanla bunun bir mükâfat olduğunu anladığını ifade ediyor. Kitapta, hasta yakınlarının söylememesi gereken cümlelere de değinen Uzun, örneğin "İnşallah tüm günahlarına kefarettir" gibi sözlerin hastayı daha çok üzebileceğini vurguluyor. Sağlıklı, hasta yakını ve hasta olarak üç aşamayı da deneyimleyen Uzun, bu tecrübelerini kitabında paylaşıyor.