Bakır fiyatları, 2025 yılında yüzde 41,9'luk bir artışla 2009'dan bu yana en hızlı yükselişini kaydetti. Bu dramatik artışın arkasında, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimleri, reel faizlerin gerilemesi ve dolara olan talebin azalması gibi makroekonomik faktörler yer alıyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın temmuz ayında bakır ithalatına yüzde 50 tarife getireceğini açıklaması, fiyatların 5,92 dolarla rekor kırmasına neden oldu.
ARZ ŞOKLARI VE TALEP PATLAMASI
Endonezya'daki Grasberg maden ocağında meydana gelen kaza, dünya bakır arzının yaklaşık yüzde 3,2'sini oluşturan bu kaynağı olumsuz etkiledi ve arz endişelerini körükledi. Aynı zamanda, Çin'deki güçlü talep, yeşil enerji dönüşümü, elektrikli araç yatırımları ve yapay zeka veri merkezlerinin artması, bakıra olan yapısal talebi artırdı. Küresel altyapı yatırımları ve savunma sanayisindeki kullanım da bu talebi destekliyor.
UZMAN GÖRÜŞÜ: 2026 BEKLENTİLERİ OLUMLU
Ak Yatırım Uluslararası Piyasalar Stratejisti Uraz Çay, bakırdaki yükselişin üç ana faktöre dayandığını belirtiyor: Endonezya'daki maden kapatılmasının arz açığı öngörülerini gündeme getirmesi, Trump'ın Fed bağımsızlığı risklerini artırmasıyla reel varlıklara talebin yükselmesi ve global ekonomik büyüme beklentilerinin olumlu revizyonlar geçirmesi. Çay, 2026 yılı için yatırım bankalarının beklentilerinin olumlu olduğunu, ancak ilk çeyrekte bir düzeltme yaşanabileceğini ifade ediyor.
GELECEKTE NE BEKLENİYOR?
2025 yılında 5,64 dolardan tamamlanan bakır fiyatları, 2026 için yapısal dönüşümler ve arz-talep dengesi nedeniyle yükseliş trendini sürdürebilir. Tarife risklerinin azalması ve Almanya'nın savunma sanayisi paketi gibi gelişmeler, Avrupa ve diğer bölgelerdeki talebi canlandırıyor. Çin ekonomisindeki endişelere rağmen, ABD, Avrupa ve Hindistan kaynaklı talebin devam etmesi bekleniyor, bu da bakırın gelecekteki performansını şekillendirecek.



