GÜNDEM
Yayınlanma : 24 Mart 2026 13:40

Enerji hatları milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası

Enerji hatları milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası
Prof. Dr. Erol Kam, enerji güvenliğinin milli güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayarak, Türkiye'nin bu alanda hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, dünya genelinde enerji darboğazına yol açarken, bu süreçte enerji altyapılarının güvenliği büyük bir önem taşıyor.

NÜKLEER GÜVENLİKTE KRİZ REFLEKSİ ŞART

İTÜ Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Kam, nükleer başlıkların enerji fiyatları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Kam, bölgedeki nükleer tesislerin çatışma ortamına girmesinin Türkiye’ye yönelik önemli güvenlik dersleri verdiğini vurguladı. “Nükleer güvenlik artık sadece teknik hesaplamalarla ilgili değil, aynı zamanda kriz dayanıklılığı ve kurumsal koordinasyon meselesidir” dedi.

ENERJİ GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK DEMEK

Kam, Türkiye için çıkarılması gereken derslerin açık olduğunu belirtti. “Enerji güvenliği, artık yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda milli bir güvenlik meselesidir. Hürmüz Boğazı’ndaki her sarsıntı, içeride fiyat baskısı yaratıyor. Bu nedenle belirsizliğe karşı en güçlü silah hazırlıklı olmaktır” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Türkiye’nin güçlü bir devlet refleksi, çok yönlü diplomasi ve uzun vadeli bir enerji vizyonuna ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Kam, İran’ın nükleer programının sadece bir tesisten ibaret olmadığını ve bu programın birçok stratejik halkadan oluştuğunu belirtti. ABD ve İsrail’in saldırılarının İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini tamamen sıfırlayamadığını da sözlerine ekledi. Ayrıca, Türkiye’nin tarımını etkileyecek bir nükleer serpinti riski olmadığını vurguladı. “Bugün itibarıyla, nükleer serpinti senaryosunu gerektirecek bir durum bulunmuyor” dedi.