İtalya merkezli Scenari Economi'nin yayımladığı çarpıcı bir analiz, ABD Başkanı Trump'ın Çin'e yönelik stratejilerini ve Türkiye'nin bu denklemdeki yerini mercek altına aldı. Haberde, "Rotaları kontrol eden, dünyayı kontrol eder" vurgusu yapılarak, Avrupa Birliği'nin bürokratik engellerle yeni lojistik ve ekonomik eksenlerin dışında kalma riski taşıdığı belirtildi. Ancak Türkiye, coğrafi konumu ve zengin doğal kaynakları sayesinde bu küresel oyunun dışında tutulamıyor.

ABD'nin yeni enerji ve lojistik arayışı
Analize göre ABD, Çin'e olan stratejik bağımlılığını azaltmak amacıyla Rusya ile enerji ve nadir toprak elementleri alanında yeni bir denge kurmaya çalışıyor. Bu arayışın merkezinde, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni dışarıda bırakabilecek alternatif bir lojistik hattın oluşturulması yer alıyor. Trans-Sibirya Demiryolu'nun küresel jeopolitiğin önemli bir aracı haline gelebileceği, Orta Asya'daki stratejik kaynakların Rusya üzerinden Pasifik'e ve oradan da ABD'ye taşınabileceği öngörülüyor. Bu senaryo, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki küresel hakimiyetini kırmayı hedefliyor.

Türkiye'nin jeopolitik pazarlık gücü artıyor
Hazar Denizi'nden başlayıp Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Batı'ya uzanan Orta Koridor'un tam kapasiteyle işlemesi durumunda, ABD'nin Türkiye'ye olan bağımlılığının artacağı ve bunun da Türkiye'nin jeopolitik pazarlık gücünü yükselteceği değerlendiriliyor. İtalyan gazetesinin analizine göre ABD, Çin'e olan üretim ve hammadde bağımlılığını azaltırken, Türkiye merkezli yeni bir lojistik bağımlılığın içine girmek istemiyor. Bu durum, Orta Koridor'u Washington için bir çözümden çok, yeni bir sorun alanı olarak görmelerine neden oluyor. Ancak uzmanlar, Türkiye'nin Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'i birbirine bağlayan benzersiz konumuyla lojistik zincirin kilit düğümlerinden biri olduğunu ve bu ihtimalin zayıf olduğunu belirtiyor.

Nadir toprak elementleri kilit rol oynuyor
Enerji ve lojistik tartışmalarının arka planında, savunma sanayii, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji sistemleri için hayati önem taşıyan nadir toprak elementleri öne çıkıyor. Türkiye, yaklaşık 694 milyon tonluk rezerv büyüklüğüyle, Çin'in ardından dünyanın en büyük nadir toprak elementi rezervlerine sahip ülkeler arasında yer alıyor. Bu potansiyel, Ankara'yı yalnızca bir geçiş ülkesi olmaktan çıkarıp, stratejik kaynak sahibi bir aktör konumuna taşıyor ve küresel güç rekabetinin ana eksenlerinden birini oluşturuyor.


