Türkiye'deki emeklilik sisteminde uzun süredir devam eden tartışmalar, son yıllarda 'en düşük emekli aylığı' meselesine odaklanmış olsa da, asıl önemli sorunun aylıkların hesaplanma biçimi ve bu durumun çalışanlara verdiği mesaj olduğu belirtiliyor.
Prim Ödeme ve Maaş Arasındaki Uçurum
SGK Uzmanı Özgür Erdursun'un değerlendirmelerine göre, mevcut sistemde 'Daha uzun süre çalışmak ve daha fazla prim ödemek her zaman daha yüksek emekli aylığı getirmez' algısı güçleniyor. Bu durum, yalnızca mevcut emeklileri değil, aktif olarak çalışan milyonlarca kişiyi de yakından ilgilendiriyor. Sahadan gelen örnekler, sistemdeki çarpıklığı gözler önüne seriyor. Erdursun'un aktardığına göre, 2000 yılına kadar asgari ücret seviyesinde çalışmış ve sadece 3600 prim günü bulunan bir kişi, 2000 sonrası hiç çalışmamış olsa bile yaklaşık 28 bin TL emekli aylığı alabiliyor. Buna karşılık, 2000 sonrası çalışmaya devam eden, 2008 sonrası prim ödeyen ve prim günü 9000'i aşan birçok çalışanın emekli aylığı ise genellikle 20-22 bin TL civarında kalıyor. Bu tablo, sosyal güvenlik sisteminin temel prensibi olan 'çok prim ödeyene daha yüksek aylık' ilkesiyle çelişiyor.
Sistemin Kırılma Noktaları ve Çözüm Önerileri
Türkiye'deki emekli aylıklarını belirleyen sistemde 2000 ve 2008 yıllarında yapılan düzenlemeler kritik dönüm noktaları olarak öne çıkıyor. 2000 sonrası yapılan değişiklikler, çalışma süresi uzadıkça aylığın artması arasındaki ilişkiyi zayıflatırken, 2008'deki reformlar sistemi daha düşük aylık üreten bir yapıya dönüştürdü. 2019'da getirilen 'en düşük emekli aylığına tamamlama' uygulaması, kısa vadede düşük maaşlıları korusa da uzun vadede prim-maaş ilişkisini zayıflatıyor ve tüm maaşları tabana yaklaştırarak adalet duygusunu zedeliyor. Erdursun, Türkiye'nin artık iki aşamalı bir emeklilik modeline ihtiyacı olduğunu savunuyor: birincisi insani yaşamı güvence altına alan taban aylık, ikincisi ise prim günü ve kazanç arttıkça maaşı yükselten güçlü bir ikinci katman. Ayrıca, kayıt dışı çalışmayı ve düşük prime esas kazancı azaltmak için denetimlerin yanı sıra, çalışanların uzun vadede daha yüksek emekli aylığı alacaklarına inanmalarını sağlayacak teşviklerin de önemine dikkat çekiyor. Mevcut düşük emekli aylığı alan milyonlar için ise intibak düzenlemesinin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Erdursun'a göre, resmi enflasyon artışlarına rağmen emekliler reel gelir kaybı yaşamaya devam ediyor ve kalıcı çözüm için taban aylığı güvence altına alan, prim karşılığını güçlendiren, kayıtlı çalışmayı cazip hale getiren ve intibakla kayıpları telafi eden yeni bir emekli aylığı mimarisinin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor.



